Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Balkanlar’da ve Kafkaslar’da baskı altında kalan Türk azınlıkların ana vatana getirilmesini milli bir görev olarak görmüştür. 14 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen İskân Kanunu, sadece bir nüfus düzenlemesi değil, aynı zamanda Anadolu’nun homojen bir milli yapıya kavuşturulması ve gelen muhacirlerin insanca yaşam şartlarına sahip olması projesidir.
Atatürk, özellikle Balkanlar'dan gelen kardeşlerimizi "Muhacirler, kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır" diyerek selamlamış ve onların yerleştirilmesi sürecini bizzat takip etmiştir. Gelenlerin mesleklerine göre (çiftçi, zanaatkâr vb.) uygun bölgelere yerleştirilmesi, onlara toprak, tohumluk ve damızlık hayvan verilmesi Atatürk’ün sosyal devlet anlayışının bir parçasıdır. Bu politika sayesinde, Anadolu’nun boş kalmış verimli toprakları tarıma açılmış ve yeni gelen vatandaşların hızla topluma entegre olması sağlanmıştır. Atatürk’ün bu "Açık Kapı" politikası, Türkiye Cumhuriyeti’nin zor durumdaki soydaşlarına her zaman bir liman olduğu geleneğini başlatmıştır.
Atatürk, özellikle Balkanlar'dan gelen kardeşlerimizi "Muhacirler, kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır" diyerek selamlamış ve onların yerleştirilmesi sürecini bizzat takip etmiştir. Gelenlerin mesleklerine göre (çiftçi, zanaatkâr vb.) uygun bölgelere yerleştirilmesi, onlara toprak, tohumluk ve damızlık hayvan verilmesi Atatürk’ün sosyal devlet anlayışının bir parçasıdır. Bu politika sayesinde, Anadolu’nun boş kalmış verimli toprakları tarıma açılmış ve yeni gelen vatandaşların hızla topluma entegre olması sağlanmıştır. Atatürk’ün bu "Açık Kapı" politikası, Türkiye Cumhuriyeti’nin zor durumdaki soydaşlarına her zaman bir liman olduğu geleneğini başlatmıştır.