Mustafa Kemal Atatürk'ün dış politikadaki temel ilkesi olan "Yurtta sulh, cihanda sulh" prensibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası arenadaki saygınlığını kısa sürede zirveye taşımıştır. Bu saygınlığın en somut göstergelerinden biri, Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne (League of Nations) giriş sürecidir. Dönemin diplomasi teamüllerine göre bir devletin cemiyete dahil olması için bizzat başvuru yapması gerekirken, Türkiye için bu kural esnetilmiştir. 1932 yılında Milletler Cemiyeti, İspanya ve Yunanistan'ın önerisiyle Türkiye'yi üyeliğe resmen davet etmiştir. Böylece Türkiye, bir başvuru dilekçesi vermeden, uluslararası bir topluluk tarafından üyeliğe davet edilen ilk ve tek ülke olmuştur. Atatürk, bu daveti "Türkiye, dünya barışının korunması için her türlü iş birliğine hazırdır" yaklaşımıyla kabul ederek, 18 Temmuz 1932'de Türkiye'nin cemiyete katılmasını sağlamış ve genç Cumhuriyetin barışçı kimliğini küresel ölçekte tescillemiştir.