Son günlerde yaşanan geniş çaplı internet erişim sorunlarının ardından sosyal medyada ve çeşitli forumlarda çok sayıda iddia ortaya atıldı. Özellikle DNS ayarlarının artık işe yaramadığı, internet servis sağlayıcılarının DPI (Deep Packet Inspection - Derin Paket İnceleme) sistemlerini devreye aldığı veya yaşanan kesintilerin yeni sansür mekanizmalarıyla bağlantılı olduğu yönünde çeşitli yorumlar yapılıyor.
Son günlerde dile getirilen iddialardan biri de DNS değiştirmenin artık işe yaramadığı yönünde. Ancak yapılan teknik testlerde harici DNS servisleri (örneğin NextDNS gibi) kullanıldığında, DNS üzerinden erişilebilen sitelere erişimin devam ettiği görülebilmektedir. Eklerde görebileceğiniz gibi DNS değiştirildiği takdirde erişim konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmıyor. Tabii buraya görselini atmamın uygun olmayacağı bir sitede de denedik ve orada da hiçbir sıkıntı yaşanmadı.
Yaşanan herhangi bir internet kesintisinin ardından ortaya çıkan her DNS problemi de DPI'nin devreye alındığını göstermez. Böyle bir sonuca ulaşabilmek için paket analizleri, farklı ISS'ler üzerinde yapılan karşılaştırmalar, ağ ölçümleri ve resmi açıklamalar gibi somut teknik verilere ihtiyaç vardır.
Bu tartışmalar sürerken dikkat çeken bir diğer gelişme ise Resmî Gazete'de yayımlanan kanun değişikliği oldu. Düzenleme kapsamında daha önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde bulunan bazı yetkiler Siber Güvenlik Başkanlığı'na devredildi. Bu değişiklik sonrasında kamuoyunda internet denetimi ve erişim yetkileri hakkında çok sayıda yorum yapılmaya başlandı.
Ancak bu mevzuat değişikliği ile aynı dönemde yaşanan internet kesintileri arasında doğrudan bir bağlantı kurabilecek herhangi bir resmi açıklama veya teknik kanıt bulunmamaktadır. Zaman olarak birbirine yakın gerçekleşen iki olayın mutlaka neden-sonuç ilişkisi içerisinde olduğu varsayımı doğru değildir. Korelasyon, tek başına nedensellik anlamına gelmez.
Sosyal medya platformlarında da ne yazık ki aralarında sektörde sözüne değer verilen bazı isimler de bulunan bir çok kullanıcı tarafından bu konuda çok sayıda paylaşım yapılmaktadır. Ne yazık ki bu tarz gönderiler her ne kadar masum görünseler de teknik bilgisi olmayan / kısıtlı olan internet kullanıcıları için bir korku ve panik unsuruna dönüşmektedir. Kesinti yaşanan ve yaşanmayan firmalardan edindiğimiz sektör içi bilgiler neticesinde bu kesintilerin iddiaların aksine yıllardır olanlardan hiçbir farkı olmayan teknik arızalar olduğunda hemfikir olduk.
Sonuç olarak, bugün elimizde bulunan veriler internet kesintileri ile sansür iddiaları arasında doğrudan bir ilişki kurmak için yeterli olmamakla birlikte tamamen alakasız olduğunu iddia etmek için elimizde çok daha fazla veri bulunmakta.
İnternet altyapılarında yaşanan büyük ölçekli arızalar geçici erişim problemlerine yol açabilir. Aynı şekilde yeni yasal düzenlemeler de kamuoyunda çeşitli tartışmalara neden olabilir. Ancak bu iki konuyu birbirine bağlayabilmek için somut teknik deliller ve resmi bilgiler gereklidir. Aksi halde ortaya atılan iddialar, doğrulanmamış birer varsayım olarak kalacaktır.
Peki bu iddialar teknik açıdan ne kadar doğru?
Öncelikle internet üzerinde yaşanan her erişim problemini sansür veya yeni bir güvenlik politikasıyla ilişkilendirmek doğru bir yaklaşım değildir. Büyük ölçekli ağ arızaları sırasında omurga yönlendirmelerinde (routing), DNS çözümlemelerinde, CDN bağlantılarında, IPv4/IPv6 yapılandırmalarında ve önbellek sistemlerinde geçici problemler oluşabilir. Bu tür sorunlar bazı kullanıcılarda belirli siteleri etkilerken, başka kullanıcılar aynı hizmetlere sorunsuz şekilde erişmeye devam edebilir.Son günlerde dile getirilen iddialardan biri de DNS değiştirmenin artık işe yaramadığı yönünde. Ancak yapılan teknik testlerde harici DNS servisleri (örneğin NextDNS gibi) kullanıldığında, DNS üzerinden erişilebilen sitelere erişimin devam ettiği görülebilmektedir. Eklerde görebileceğiniz gibi DNS değiştirildiği takdirde erişim konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmıyor. Tabii buraya görselini atmamın uygun olmayacağı bir sitede de denedik ve orada da hiçbir sıkıntı yaşanmadı.
Yaşanan herhangi bir internet kesintisinin ardından ortaya çıkan her DNS problemi de DPI'nin devreye alındığını göstermez. Böyle bir sonuca ulaşabilmek için paket analizleri, farklı ISS'ler üzerinde yapılan karşılaştırmalar, ağ ölçümleri ve resmi açıklamalar gibi somut teknik verilere ihtiyaç vardır.
Bu tartışmalar sürerken dikkat çeken bir diğer gelişme ise Resmî Gazete'de yayımlanan kanun değişikliği oldu. Düzenleme kapsamında daha önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde bulunan bazı yetkiler Siber Güvenlik Başkanlığı'na devredildi. Bu değişiklik sonrasında kamuoyunda internet denetimi ve erişim yetkileri hakkında çok sayıda yorum yapılmaya başlandı.
Ancak bu mevzuat değişikliği ile aynı dönemde yaşanan internet kesintileri arasında doğrudan bir bağlantı kurabilecek herhangi bir resmi açıklama veya teknik kanıt bulunmamaktadır. Zaman olarak birbirine yakın gerçekleşen iki olayın mutlaka neden-sonuç ilişkisi içerisinde olduğu varsayımı doğru değildir. Korelasyon, tek başına nedensellik anlamına gelmez.
Sosyal medya platformlarında da ne yazık ki aralarında sektörde sözüne değer verilen bazı isimler de bulunan bir çok kullanıcı tarafından bu konuda çok sayıda paylaşım yapılmaktadır. Ne yazık ki bu tarz gönderiler her ne kadar masum görünseler de teknik bilgisi olmayan / kısıtlı olan internet kullanıcıları için bir korku ve panik unsuruna dönüşmektedir. Kesinti yaşanan ve yaşanmayan firmalardan edindiğimiz sektör içi bilgiler neticesinde bu kesintilerin iddiaların aksine yıllardır olanlardan hiçbir farkı olmayan teknik arızalar olduğunda hemfikir olduk.
Sonuç olarak, bugün elimizde bulunan veriler internet kesintileri ile sansür iddiaları arasında doğrudan bir ilişki kurmak için yeterli olmamakla birlikte tamamen alakasız olduğunu iddia etmek için elimizde çok daha fazla veri bulunmakta.
İnternet altyapılarında yaşanan büyük ölçekli arızalar geçici erişim problemlerine yol açabilir. Aynı şekilde yeni yasal düzenlemeler de kamuoyunda çeşitli tartışmalara neden olabilir. Ancak bu iki konuyu birbirine bağlayabilmek için somut teknik deliller ve resmi bilgiler gereklidir. Aksi halde ortaya atılan iddialar, doğrulanmamış birer varsayım olarak kalacaktır.



