İran'da devam eden protestolar sırasında ülke genelinde internet bağlantısı kesildi. Bu durum, dış dünyaya bilgi akışını neredeyse tamamen engelliyor ve içeride yaşanan olayların boyutunu tahmin etmemizi zorlaştırıyor. Gelen bilgiler, ne yazık ki oldukça endişe verici.
Tıbbi kaynaklar ve görgü tanıkları, internet kesintisinin başladığı günden bu yana yüzlerce hatta binlerce insanın hayatını kaybetmiş olabileceğine işaret ediyor. Bazı haber kaynakları sadece 48 saat içinde 2.000'den fazla kişinin öldüğünü iddia etse de, bu rakamlar henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanabilmiş değil. Ancak Tahran'daki bir doktorun Time dergisine verdiği bilgiye göre, başkentteki altı hastanede çoğu gerçek mermiyle vurulmuş 217 protestocu hayatını kaybetmiş.
Ülkenin farklı şehirlerinden gelen haberler de durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Örneğin, Tahran'ın güneyindeki Kahrizak'ta ceset torbalarının görüldüğü ve yakınlarını arayan görgü tanıklarının 400'den fazla ceset gördüğünü iddia ettiği belirtiliyor. Kerec şehrindeki iki hastaneye sadece bir günde 80'den fazla cenaze getirildiği, Reşt şehrindeki bir hastanenin ise en az 70 ceset kabul ettiği bildiriliyor.
Tahran ve Şiraz'daki sağlık görevlileri, hastanelerin kapasitelerinin dolduğunu ve acil durumlarla başa çıkmak için normal prosedürleri ertelemek zorunda kaldıklarını aktarıyor. Özellikle baş ve gözlerinden yaralanan çok sayıda hasta olduğu ve cerrahların yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
Böylesi büyük ölçekli bir iletişim kesintisi, maalesef olası bir katliam hazırlığı endişelerini de beraberinde getiriyor. Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi, güvenlik güçlerinin iletişim kesintisi altında büyük bir katliam yapma hazırlığında olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Uluslararası Af Örgütü de yasa dışı ölümcül güç kullanımına dair raporları incelediğini duyurdu.
28 Aralık'ta ekonomik zorluklar nedeniyle başlayan bu protestolar, ülkenin 31 eyaletine yayılmış durumda. Ülke lideri, göstericileri ABD Başkanı adına hareket etmekle suçlarken, Tahran savcısı ise protestocuların "Allah'ın düşmanı" suçlamasıyla idam cezası alabileceği konusunda uyarıda bulundu. ABD'den ise Başkan Trump'ın İran'a karşı askeri seçenekler hakkında bilgilendirildiği ve yardıma hazır oldukları mesajını verdiği belirtiliyor.
Böyle bir iletişim çağında, bilgi akışının bu denli kısıtlanması, dış dünyanın gerçekleri anlamasını zorlaştırıyor. Teknolojinin ve internetin toplumsal olaylardaki bu kritik rolünü ve uygulanan dijital kısıtlamaları hep birlikte düşünmeliyiz.
Tıbbi kaynaklar ve görgü tanıkları, internet kesintisinin başladığı günden bu yana yüzlerce hatta binlerce insanın hayatını kaybetmiş olabileceğine işaret ediyor. Bazı haber kaynakları sadece 48 saat içinde 2.000'den fazla kişinin öldüğünü iddia etse de, bu rakamlar henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanabilmiş değil. Ancak Tahran'daki bir doktorun Time dergisine verdiği bilgiye göre, başkentteki altı hastanede çoğu gerçek mermiyle vurulmuş 217 protestocu hayatını kaybetmiş.
Ülkenin farklı şehirlerinden gelen haberler de durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Örneğin, Tahran'ın güneyindeki Kahrizak'ta ceset torbalarının görüldüğü ve yakınlarını arayan görgü tanıklarının 400'den fazla ceset gördüğünü iddia ettiği belirtiliyor. Kerec şehrindeki iki hastaneye sadece bir günde 80'den fazla cenaze getirildiği, Reşt şehrindeki bir hastanenin ise en az 70 ceset kabul ettiği bildiriliyor.
Tahran ve Şiraz'daki sağlık görevlileri, hastanelerin kapasitelerinin dolduğunu ve acil durumlarla başa çıkmak için normal prosedürleri ertelemek zorunda kaldıklarını aktarıyor. Özellikle baş ve gözlerinden yaralanan çok sayıda hasta olduğu ve cerrahların yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
Böylesi büyük ölçekli bir iletişim kesintisi, maalesef olası bir katliam hazırlığı endişelerini de beraberinde getiriyor. Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi, güvenlik güçlerinin iletişim kesintisi altında büyük bir katliam yapma hazırlığında olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Uluslararası Af Örgütü de yasa dışı ölümcül güç kullanımına dair raporları incelediğini duyurdu.
28 Aralık'ta ekonomik zorluklar nedeniyle başlayan bu protestolar, ülkenin 31 eyaletine yayılmış durumda. Ülke lideri, göstericileri ABD Başkanı adına hareket etmekle suçlarken, Tahran savcısı ise protestocuların "Allah'ın düşmanı" suçlamasıyla idam cezası alabileceği konusunda uyarıda bulundu. ABD'den ise Başkan Trump'ın İran'a karşı askeri seçenekler hakkında bilgilendirildiği ve yardıma hazır oldukları mesajını verdiği belirtiliyor.
Böyle bir iletişim çağında, bilgi akışının bu denli kısıtlanması, dış dünyanın gerçekleri anlamasını zorlaştırıyor. Teknolojinin ve internetin toplumsal olaylardaki bu kritik rolünü ve uygulanan dijital kısıtlamaları hep birlikte düşünmeliyiz.