Mustafa Kemal Atatürk, Türk tarihinin sadece İslamiyet sonrası dönemden ibaret olmadığını kanıtlamak ve Türklerin dünya medeniyetine katkılarını bilimsel temellere oturtmak amacıyla 1930'lu yıllarda antropoloji ve dilbilim çalışmalarına bizzat öncülük etmiştir. Bu kapsamda, Türk Tarih Kurumu bünyesinde antropoloji laboratuvarları kurdurmuş ve Anadolu'da yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bulguları bizzat incelemiştir. Atatürk, Türk dilinin dünya dilleri arasındaki yerini araştırmak üzere "Güneş-Dil Teorisi"ni geliştirmiş; bu teoriyi desteklemek için Sümeroloji ve Hititoloji gibi kürsülerin Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde açılmasını sağlamıştır. O, bu çalışmalarıyla Türk milletine, Batı'nın o dönemdeki sömürgeci tarih anlayışına karşı özgüven aşılamayı ve Türklerin kadim medeniyetlerin kurucu unsurlarından biri olduğunu bilimsel bir disiplinle ortaya koymayı hedeflemiştir.