Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatının son yıllarında, sağlığının hızla bozulmasına rağmen büyük bir kararlılıkla yürüttüğü en önemli diplomasi savaşı Hatay meselesidir. 1921 Ankara Antlaşması ile sınırların dışında kalan bu Türk toprağı için Atatürk, "Kırk asırlık Türk yurdu, düşman elinde esir kalamaz" diyerek mücadelesini başlatmıştır.
Atatürk, 1937 yılında Fransız Büyükelçisi'ne hitaben,
Hastalığının en ileri safhasında, doktorların "dinlenmelisiniz" uyarılarına rağmen, Türk ordusunun gücünü ve kararlılığını göstermek için Adana ve Mersin’e giderek birlikleri denetlemiş, saatlerce ayakta kalarak tören geçişlerini izlemiştir. Bu hamle, Fransa üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştur. Atatürk'ün bu dik duruşu sayesinde Hatay, önce 1938'de bağımsız bir cumhuriyet olmuş, vefatından kısa bir süre sonra 1939'da ise anavatana katılmıştır. Atatürk, Hatay'ın Türkiye'ye katıldığını göremese de, bu zaferin tüm taşlarını kendi elleriyle döşemiştir.
Atatürk, 1937 yılında Fransız Büyükelçisi'ne hitaben,
diyerek kararlılığını tüm dünyaya ilan etmiştir.Hatay benim şahsi meselemdir. Durumu büyükelçiye daha başlangıçta açıkça söyledim. Dünyanın bu durumunda böyle bir meselenin Türkiye ile Fransa arasında silahlı bir çatışmaya sürüklenmesi kesinlikle mümkün değildir. Fakat ben bunu da hesaba kattım ve kararımı vermiş bulunuyorum.
Hastalığının en ileri safhasında, doktorların "dinlenmelisiniz" uyarılarına rağmen, Türk ordusunun gücünü ve kararlılığını göstermek için Adana ve Mersin’e giderek birlikleri denetlemiş, saatlerce ayakta kalarak tören geçişlerini izlemiştir. Bu hamle, Fransa üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştur. Atatürk'ün bu dik duruşu sayesinde Hatay, önce 1938'de bağımsız bir cumhuriyet olmuş, vefatından kısa bir süre sonra 1939'da ise anavatana katılmıştır. Atatürk, Hatay'ın Türkiye'ye katıldığını göremese de, bu zaferin tüm taşlarını kendi elleriyle döşemiştir.