Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın 30 Euro düzenlemesiyle ilgili X üzerinden yaptığı açıklama, gümrük sınırı, yurt dışı alışveriş ve elektronik ürün fiyatları konusunda uzun süredir yaşanan sorunları yeniden gündeme taşıdı. Yapılan paylaşım, düzenlemenin pratikte doğurduğu sonuçların artık görmezden gelinemeyecek noktaya geldiğini ortaya koydu.
30 Euro gümrük düzenlemesi yürürlüğe girerken yerli üreticiyi ve esnafı koruma amacıyla savunulmuştu. Ancak bugün gelinen noktada bu uygulamanın, özellikle elektronik komponent, yedek parça ve küçük ölçekli ithalat yapan vatandaşlar için ciddi mağduriyetler oluşturduğu görülüyor. 50 liralık ürünlerin 700–800 liraya, birkaç bin liralık cihazların ise 15 bin lira seviyelerine çıkması, düzenlemenin piyasa dengelerini bozduğunu açıkça gösteriyor.
En çok tepki çeken konulardan biri de düşük bedelli ürünlerde dahi gümrük müşaviri zorunluluğu. 3 dolarlık basit bir ürün için binlerce liralık masrafla karşılaşılması, bu düzenlemenin vatandaşın günlük ihtiyaçlarıyla ve gerçek hayatla ne kadar kopuk şekilde hazırlandığını ortaya koyuyor. Tamir eden, üreten veya hobi amaçlı parça temin eden kişiler için süreç neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.
Tartışmayı büyüten asıl unsur ise, bu düzenlemeyi hayata geçirenlerin bugün ortaya çıkan tabloyu sosyal medya üzerinden eleştirmesi. Uygulamanın vatandaş üzerinde oluşturduğu yük bu kadar açıksa, bu sonuçların neden en başta öngörülmediği sorusu doğal olarak gündeme geliyor. Sorunun uygulamadan sonra fark edilmiş gibi sunulması, planlama ve etki analizi eksikliğini daha görünür hale getiriyor.
Yaşananlar artık tekil şikâyetler ya da istisnai örnekler olarak değerlendirilemeyecek kadar yaygın. 30 Euro düzenlemesi, mevcut haliyle vatandaşın cebine doğrudan zarar veren, üretimi ve erişimi zorlaştıran bir yapıya dönüşmüş durumda. Beklenti, sosyal medya üzerinden yapılan geç kalmış değerlendirmeler değil; sahayı bilen, fiyatları dengeleyen ve vatandaşı mağdur etmeyen gerçekçi bir düzenleme yapılması. Aksi halde bu tür açıklamalar, sorunu çözmekten çok “bu iş neden baştan doğru planlanmadı” sorusunu daha da büyütüyor.
30 Euro gümrük düzenlemesi yürürlüğe girerken yerli üreticiyi ve esnafı koruma amacıyla savunulmuştu. Ancak bugün gelinen noktada bu uygulamanın, özellikle elektronik komponent, yedek parça ve küçük ölçekli ithalat yapan vatandaşlar için ciddi mağduriyetler oluşturduğu görülüyor. 50 liralık ürünlerin 700–800 liraya, birkaç bin liralık cihazların ise 15 bin lira seviyelerine çıkması, düzenlemenin piyasa dengelerini bozduğunu açıkça gösteriyor.
En çok tepki çeken konulardan biri de düşük bedelli ürünlerde dahi gümrük müşaviri zorunluluğu. 3 dolarlık basit bir ürün için binlerce liralık masrafla karşılaşılması, bu düzenlemenin vatandaşın günlük ihtiyaçlarıyla ve gerçek hayatla ne kadar kopuk şekilde hazırlandığını ortaya koyuyor. Tamir eden, üreten veya hobi amaçlı parça temin eden kişiler için süreç neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.
Tartışmayı büyüten asıl unsur ise, bu düzenlemeyi hayata geçirenlerin bugün ortaya çıkan tabloyu sosyal medya üzerinden eleştirmesi. Uygulamanın vatandaş üzerinde oluşturduğu yük bu kadar açıksa, bu sonuçların neden en başta öngörülmediği sorusu doğal olarak gündeme geliyor. Sorunun uygulamadan sonra fark edilmiş gibi sunulması, planlama ve etki analizi eksikliğini daha görünür hale getiriyor.
Yaşananlar artık tekil şikâyetler ya da istisnai örnekler olarak değerlendirilemeyecek kadar yaygın. 30 Euro düzenlemesi, mevcut haliyle vatandaşın cebine doğrudan zarar veren, üretimi ve erişimi zorlaştıran bir yapıya dönüşmüş durumda. Beklenti, sosyal medya üzerinden yapılan geç kalmış değerlendirmeler değil; sahayı bilen, fiyatları dengeleyen ve vatandaşı mağdur etmeyen gerçekçi bir düzenleme yapılması. Aksi halde bu tür açıklamalar, sorunu çözmekten çok “bu iş neden baştan doğru planlanmadı” sorusunu daha da büyütüyor.




